Tavuklarda Solunum Yolu Enfeksiyonlarıyla Mücadele Yöntemleri - Et Tavuk Piyasası

Tavuk Doktoru Ayşegül Özdemir
Tavuk Doktoru Ayşegül  Özdemir
aysegulozdemir2015@gmail.com
Tavuklarda Solunum Yolu Enfeksiyonlarıyla Mücadele Yöntemleri
  • 0
  • 26 Nisan 2019 Cuma
  • 1 Star2 Stars3 Stars4 Stars5 Stars
  • +
  • -

Selam sevgili tavuksever (Türkçemize tavuk doktoru tarafından hediye edilen yeni sözcük😊) dostlarım, son aylarda tavuklarda görülen ve maalesef yüksek ölüm oranı ve verim kaybıyla seyreden solunum yolu enfeksiyonlarından biri olan ILT hastalığındaki güncel durumu anlatmak istiyorum bu yazımda size ( ILT de  ND gibi insan sağlığına olumsuz hiçbir etkisi olmayan, ete yumurtaya geçmeyen bir hastalıktır). Bu hastalık sektöre başladığım 90’lı yıllardan itibaren son 4-5 yıla dek görülmüyordu ülkemizde. Tıpkı diğer bulaşıcı solunum yolu enfeksiyonları gibi..

ILT dünyanın değişik coğrafi bölgelerinde uzun yıllardan beri görülen bir hastalık. Ülkemizdeki kanatlı popülasyonu ve sektörü geliştikçe birçok hastalık gibi o da ülkemizde görülmeye başladı. Burada yine  literatür bilgisi vermek yerine ND yazımda yaptığım gibi  mücadele yöntemleri üzerinde duracağım.

Bu mücadele yöntemlerini sizlere en doğru biçimde aktarabilmek için epey güncel yayın okudum, aşı firmalarındaki meslektaşlarımla ve sayın hocam Prof. Dr. Tayfun Çarlı ile uzun uzun görüşmeler yaptım. Gelelim derlediğim bilgilerin özetine, size gerekli olan kısmına..

Öncelikle bildiğiniz üzere biyogüvenlik önlemleri çok önemli tüm bulaşıcı hastalıklarda olduğu gibi.

Ama sözde değil bayağı sıkı önlemler. Örneğin çoğumuzun yaptığı gibi aman kesime gönderelim, hastalık tam geçmedi ama hazır müşterisi çıktı, yarkaları satıverelim gibi günlük hesapların yapılmadığı biyogüvenlik önlemlerinden sözediyorum. Aksi taktirde, olan meydanda, hastalık dün Afyon’da, Konya’da bugün Bandırma’da İzmir’de…(Hoş, sorsak kimsede hastalık yok ya !)

Sevgili dostlarım inanın bu hastalığın da şakası yok, dün İnfluenza ile yaşadıklarımıza neredeyse benzer olumsuz bir deneyimi yaşamak üzereyiz. Fakat bu defa İnfluenza’daki kadar çaresiz değiliz; çünkü hastalık etkeni virüs öyle habire değişme eğiliminde değil ve elimizde silah olarak kullanabileceğimiz epeyce aşı çeşidi var. Yeni çalışmalar da bir yandan devam ediyor.

Peki son 4-5 yıldır görüyor olduğumuz bu hastalığa karşı biz nasıl bir kontrol, koruma stratejisi uyguladık ülkemizde, biliyor musunuz?

Açıkçası ben de çok iyi bilmiyordum (malum, oğlumu büyütüyordum o aralarda 😊) ; ama araştırdım, soruşturdum öğrendim. Hastalığın  ilk çıkışında ülkemizde hiçbir ruhsatlı ILT aşısı yokmuş ve çaresizce hastalığın kayıplarını sineye çekmiş üreticilerimiz. Bir süre sonra X ve Y aşı firmalarının yaklaşık son on yıldır ürettiği modern vektör aşılar özel izinle ithal edilmiş ve kullanılmaya başlanmış. Bunlardan birisi kuluçkada Marek’le birlikte yapılan aşı, diğeri ise sadece X’da bulunan ve yarka döneminde Çiçek Hastalığı’yla birlikte yapılan vektör aşı. Bu mükemmel aşılar tam da tahmin ettiğiniz gibi hayvanların tek tek yakalanıp enjeksiyon yolu ile yapılıyor ve klasik aşılara göre bir miktar daha pahalı ve kullanımı pratik değil ( Bundan dolayıdır ki dünyadaki hastalık çıkan diğer ülkelerde de kullanım oranı öyle sandığımız gibi çok yüksek oranlara ulaşamamış ).Diğer bir konu da kuluçkada bu aşıların yapılması ile ilgili bir koordinasyon gerekliliği. Bu sağlanamadığında civcivler ya yalnızca Marek, ya da ND+ Marek vektör aşısı ile aşılanıyor ve çiftliğe ulaştıktan sonra geriye dönüş mümkün olmuyor. Neyse ki diğer bir vektör aşı olan Çiçek+ILT aşısı yarka döneminde yapılabiliyor. Kuluçkadaki ILT aşı yapılamadıysa yarka döneminde yapılabiliyor. Bu aşıların çalışmaya başlayıp koruma sağlamaları biraz zaman alsa da uzun vadeli iyi bir koruma sağlıyorlar.

Türkiye’de hastalığın ilk çıktığı bölgelerdeki üreticiler epeyce kayba uğradıkları için bu aşıları kuluçkada yaptırma konusunda oldukça gayret gösteriyorlar artık. Fakat henüz hastalığın görülmediği bölgelerde yine aynı şey oluyor, hazırlıksız yakalanıyorlar ILT virüsüne. Gelin görün ki bu defa yarka döneminde yapılan vektör aşı ithalatında sıkıntı olduğu için, salgın olan bölgelerdeki henüz hastalık çıkmamış kümes sahipleri, elde hayvanlara yapılacak aşı olmadığı için çaresizce virüsün onlara da gelmesini bekliyorlar. Ve geliyor. Hem de ne gelmek! Güçlenerek geliyor, yüksek oranda ölüm yapıyor ve büyük ekonomik kayıplara neden oluyor. Arayıp soruyorum X firmasına Çiçek’li vektör aşı ne zaman gelir diye, 3-4 aydan önce zor diyorlar. Çok tatsız bir durum. Sıkıntı artarak devam ediyor. Damızlıklar, yumurtacılar ve broylerlerde zayiat çok.

Bu hastalık Kuş Gribi, Newcastle gibi ihbarı mecburi bir hastalık değil sevgili tavuksever dostlarım. Dolayısıyla bakanlık bu konuyu oldukça geriden takip ediyor; ateş düştüğü yeri yakıyor. Aşılama ile ilgili yaptığım araştırmalarda dünyadaki güncel uygulamaları merak ettim, bizim yeni bir aşılama stratejisi üretme gayreti göstermemizin yeterince anlamlı olmayacağını düşünerek. Sahada salgınlar görülüyorsa, yüksek oranlarda ölümler varsa kuluçkada yapılan aşının yeterli olmayacağı ve büyüme döneminde ikinci bir aşı uygulamasının yapılması gerekliliği üzerinde duruyorlar bugünlerde. Bu ikinci ILT aşısı yine vektör aşı olabileceği gibi kısa zamanda sonuç almak için ve pratik kullanımından dolayı “canlı aşılar ” oluyor çoğunlukla.

Ülkemizde sadece kuluçkada aşı yapılmış sürülerde de ILT salgınlarında dikkat çekici ölümler görülüyor ne yazık ki. Bu da yeni yaklaşımın yani büyüme döneminde de ikinci bir ILT aşısının yapılmasının anlamlı olduğunu gösteriyor.

Hastalık karşısında bu kadar çaresizce beklemek benim o kadar ağrıma gitti ki canlı aşının ülkemizdeki durumunu araştırmaya başladım. Yumbir’den Hüseyin hocam sağolsun her zamanki centilmenliği ve özverisiyle bu konuyla ilgilendi ve bakanlıkla görüştü. Yanıt ; aşı firmalarından bugüne dek herhangi bir ruhsat başvurusu yok. Bizimse bu konuyla ilgili şimdilik olumsuz bir yaklaşımımız yok.

Bulunduğum bölgede canlı aşı kullanımını dile getirdiğim için şaşırtıcı tepkiler aldım dostlarım. Meğerse herkes literatürleri takip ediyor, canlı aşıların ne denli “tehlikeli” olduğunu biliyormuş!

Bakalım neymiş bu canlı aşılar… İki tip canlı aşı üretiliyor, neredeyse  aşı firmalarının hepsinde var. Yumurta ve doku kültürü kökenli aşılar bunlar. Hemen hemen benzer özellik taşımalarına rağmen, son çalışmalarda, yumurtlama dönemine yakın, geç dönemde (20 . hf ) uygulandığında yumurta kökenli canlı aşıların daha etkili olduğu belirlenmiş. Canlı aşılar hayvanlarda kısa zamanda çok iyi bağışıklık oluşturuyor ve koruma oranları oldukça yüksek. Ancak literatürleri takip eden bazı  dostlarımın da öğrendiği gibi aşılama sırasında aşıyı alamayanlar, aşının saçılımıyla latent enfeksiyona maruz kalıyorlar, bu geriye pasaj olarak adlandırılıyor ve bu pasajların sonunda aşı virüsünün hastalık virüsüne dönüşümü  haftalar, aylar bazen de yıllar alabiliyor. Fakat bu dönüşüm illa ki oluyor. Saha virüslerinin bir bölümünün aşı virüsü orijinli oldukları moleküler testlerle saptanmış ve canlı aşıların sadece salgınların görüldüğü bölgelerde kullanılmasının daha güvenli olduğu belirtiliyor bu sözkonusu literatürlerde.

Ama hiçbir literatürde ILT salgınlarında sakın ola ki endemik (bölgesel) bile olsa canlı aşı kullanmayın demiyor dostlarım. Sizlere Gumboro hastalığında  hot ( sert ) aşıların Türkiye’deki kullanımıyla ilgili anılarınızı hatırlatmak isterim. Sahadaki Gumboro virüsü o kadar güçlenmişti ve o kadar çok ölüm meydana getiriyordu, buna rağmen hot aşılardan korkuyorduk. Bugünkü durum malum.. ( Ancak her bölgede her yaşta anacın civcivine hot aşı kullanımının olumsuz etkilerini gözardı ediyoruz maalesef )

ILT ile mücadelede bakanlık, üreticiler  ve klinisyen meslektaşlarımın birlikte hareket etmesi gerekiyor. Tüm bulaşıcı kanatlı enfeksiyonlarda olduğu gibi ILT’de de aşı uygulamaları her bölgede ayrı ayrı değerlendirilmeli, özellikle canlı aşı kullanımları bakanlığın bilgi ve yönlendirmesiyle yapılmalıdır.

Bendeniz tavuk doktorunuz naçizane canlı ILT aşılarının bir an evvel özel izinle getirilmesini ve yangın olan bölgelerde endemik olarak kontrollü bir şekilde kullanılmasını tavsiye ediyorum. Sadece vektör aşılarının kullanımıyla, eradikasyon programı (hayvan itlafı) uygulanmadığı için başarılı olunamamış ne yazık ki. Bunu söylerken Amerika’ yı yeniden keşfetmiyorum. Dünya ülkelerinin deneyimlerinden yola çıkarak söylüyorum..

Bu hastalıktan canı yanan dostlarıma çok geçmiş olsun diyerek yazıma son veriyorum.

Kalın sağlıcakla.

Tavuk Doktoru

 

 

 

 

Sosyal Medyada Paylaşın:

Düşüncelerinizi bizimle paylaşırmısınız ?

  • ÇOK OKUNAN
  • YENİ
  • YORUM