1.YEŞİL DEVRİM ÜRÜNLERİ; KİMYASAL GÜBRELERİN CANLI YAŞAMA OLUMSUZ ETKİLERİ - Et Tavuk Piyasası

Araştırmacı- Yazar Haydar Yılmaz
Araştırmacı- Yazar Haydar  Yılmaz
hydr.ylmz2@gmail.com
1.YEŞİL DEVRİM ÜRÜNLERİ; KİMYASAL GÜBRELERİN CANLI YAŞAMA OLUMSUZ ETKİLERİ
  • 0
  • 09 Şubat 2019 Cumartesi
  • 1 Star2 Stars3 Stars4 Stars5 Stars
  • +
  • -

Birinci Dünya Savaşı’nın hemen devamında kimyasal / sentetik gübrelerin patlayıcı olarak kullanılması ile bir süreç başlamıştır.
.
Alman Justus von Liebig’in 19. yüzyılın ikinci yarısında “bitkiler beslenmek için azot, fosfor ve potasyuma gereksinim duyarlar ve bu elementler toprağa dışarıdan da verilebilir” ifadesi ile sentetik gübre kullanımı hızlanmıştır.
.
Sentetik gübrelerin tarımda hızla yaygınlaşması çiftçilerin hayvanlardan elde edilen doğal gübreleri kullanmalarını da hızla azaltmıştır.
.
Bu değişimin çok hızlı gerçekleşmesi Liebig’in bile çok korktuğu bir durumdur.
.
Özellikle gübrelerden toprağa geçen nitrat sulama suları ve yağmurlarla yeraltı ve yerüstü sularında kimyasal kirlilik oluşturmuştur.
.
Kanseri yaygınlaşmasında nitratın çok önemli rolü vardır.
.
Nitratın insan sağlığında etkisi doğrudan olmayıp, önce nitrite daha sonra da insan sindirim sisteminde kanserojen oldukları bilinen nitrozaminlere dönüşmesindendir.
.
Nitrat insanlara daha ziyade yaprakları yenen sebzeler yoluyla doğrudan geçmektedir.

Gübrelerin hammaddeleri olan fosfatlar uranyum , flor, kadmiyum insan sağlığı için olumsuz elementlerdir.
Uranyumun böbreklerde birikmesi nefropati hastalığına ortaya çıkar.
Flor ise dişlerde mine hastalığına ve kemiklerde kalınlaşmaya neden olabilir.

Kadmiyum ise akciğer, böbrek, idrar yolları, prostat kanserleri ile böbrek yetmezliğine yol açar.
.
Potasyumlu gübrelerde ise bir miktar radyoaktiviye bulunmaktadır.
Fosforlu ve potasyumlu gübreler bir miktar radyasyon içerdikleri ile zararlı etkilerini toprağa geçirirler.

Mikro besin elementleri açısından baktığımızda ise manganez fazlalığında insanlarda manganez nörotoksitesi oluşabilmektedir.
.
Fazla çinko ise tüm organlarda kanser, çeşitli deri hastalıkları, solunum yollarında tahriş ve zatürre, nefes almakta güçlük, akciğerlerin su toplaması ve kanlı balgam oluşturma gibi hastalıklara yol açmaktadır.
.
Bakır fazlalığında ise kronik mide rahatsızlıkları ve karaciğer sirozu meydana getirir.
.
Bor fazlalığı gastrointestinal rahatsızlıklar ve testis küçülmelerine yol açabilir.
.
Ayrıca gübrelerin üretilmesi esnasında korozyonla gübreye ağır metaller bulaşma ihtimali her zaman yüksektir.
.
Bunların da insan ve çevre sağlığı yönünden riskleri bulunmaktadır.

PESTİSTLER ;KİMYASAL ZEHİRLER
Pestisit; bitkilere zarar vermemeleri için böcekleri, zararlı organizmaları, zararlı bakteri ve virüsleri, yabani otları yok eden biyolojik açıdan toksit madde içeren kimyasalların adıdır.
.
Bitkisel hastalıklar, zararlılar ve yabancı otlar bitki üretiminde %65’e varan bir kayba neden olmaktadır.
.
İstatistiklere göre dünyadaki ürün kaybı 23 milyon ton olup 150 milyon insanın bir yıllık ihtiyacıdır.
.
Bu nedenle tarımda hastalıklarla, zararlı ve yabancı otlarla mücadelede en çok pestisitler kullanılmaktadır.

.
İnsanlar MÖ 500 yılından bu yana ekinlerine zarar veren zararlılara karşı kimyasalları kullanıyorlardı.
.

İlk bilinen pestisit 4500 yıl önce kullanılan elementel kükürt tozudur.
.

15. yüzyıla kadar haşerelere karşı arsenik, cıva ve kurşun gibi son derece toksik kimyasallar uygulandı.
.
17. yüzyılda yabancı ot ilacı olarak kullanılmak üzere tütün yapraklarından nikotin sülfat elde edildi.
.

19. yüzyılda krizantemlerden elde edilen pyrethrum ile tropik sebze köklerinden elde edilen rotenone gibi daha doğal pestisitler uygulamaya kondu.

DDT. KİMYASAL ZEHİRLERİN EN ETKİLİSİ..
1939’da çok etkili bir kimyasal zehir olan DDT(Diklorodifenil trikloretan) bulundu.
.
Çok güçlü etkisinden dolayı tüm dünyada hızlı ve geniş bir kullanım alanı buldu.
.
Ancak 1960’larda biyoçeşitlilik açısından büyük bir tehlike arz edecek şekilde DDT’nin balıkçıl kuşların üreme yeteneğini yok ettiği saptandı.
.
DDT şu anda 86 ülkede yasaklanmış durumda.
.
Ancak, bazı gelişmekte olan ülkelerde sıtma ve bazı diğer tropik hastalıkları önlemek amacıyla sivrisineklerin ve diğer hastalık taşıyan haşerelerin öldürülmesinde hala kullanılmaktadır.
.
Doğada çabuk bozulmadığından dolayı gıdaların içinde birikmekte ve gıda tüketiminde ise doğrudan insanlara geçmektedir.
.
Gıdanın bulunduğu çevredeki ekosistemde hızla yayılmaktadır.
450.000 TON HAVAYA YAYILAN MİKTAR ..
DDT’nin pestisit özelliğinin keşfinden bugüne kadar havaya yayılan miktarı 450.000 ton olarak hesaplanmıştır.
.
1940’lı yıllardan önce arsenik, civa, bakır, kurşun içeren pestisitler kullanılırken daha sonra sentetik organik pestisitler (klorin-hidrokarbonlar: aldrin, dieldrin, toxaphene, lindan gibi) kullanılmaya başlanmıştır.
.

1940’lı yıllarda dünya üzerinde 30 çeşit pestisit kullanıldığı tespit edilmiş ve İkinci Dünya Savaşı sorasında yapılan araştırmalarla pek çok yeni ve oldukça etkili pestisit ortaya çıkmıştır.
ARILAR YOK OLUYOR..
Son zamanlarda tartışılan en önemli konu ise pestisitlerin bal arılarındaki kitlesel ölümlere sebebi olmasıdır.
.
Bu canlı yaşamın sonunu getirecek derecede tehlikeli bir gelişmedir
.

1.Yeşil Devrim’in en önemli parçası tarım üretiminde haşerelerin yüksek düzeydeki zararlarını sınırlamak amacıyla kimyasal zehirlerin kullanımının arttırılmasıdır.
.
Dünyada 1950’den bu yana yaklaşık 50 kat artış olmuştur ve günümüzde yılda yaklaşık 2.5 milyon ton endüstriyel kimyasal zehir hala kullanılmaktadır.

US Geological Survey’e göre ABD’de kimyasal zehirler hemen her gölü ve akarsuyu kirletmiştir.
.
Kirlenmeyen göl ve akarsu kalmamıştır.
.
Pittsburg Üniversitesi tarafından yapılmış son araştırmalar, topraktaki su birikintilerine bulaşmış bu zehirlerin birçok canlı için öldürücü olduğunu göstermiştir.
.

İnsan sağlığı açısından olaya baktığımızda pestisitler karın ağrısı, baş dönmesi, baş ağrısı, mide bulantısı, kusma, deri ve göz sorunları gibi ciddi sağlık sorunlarına yol açabilmektedir.
.
Birçok çalışma, insanın kimyasal zehirlere uzun süre maruz kalması durumunda solunum yolları hastalıkları, hafıza kayıpları, dermatolojik vakalar, kanser, depresyon, sinir bozuklukları, çocuk düşürme, doğum kusurları gibi uzun süreli sağlık sorunlarına yol açtığını göstermektedir.
.
Bu zehirlerin etkisine maruz kalmış anneden çocuğuna emzirme yoluyla pestisit geçebildiği saptanmıştır.

.
Pestisitlerin kronik etkisine maruz kalan tarım işçilerinde birçok genetik hasarın yanı sıra karaciğer, böbrek ve kaslarda bozukluklar görülmüştür.
.

Pestisitin canlılar üzerindeki etkisi anne karnından itibaren başlamaktadır.
.
Bu ilaçlar plasentadan fetüse geçmekte ve bunun sonucu olarak düşükler, ciltte kalıcı lekeler ve hiperkeratatik çocuk doğumları görülmektedir.
.
Yapılan hayvan deneylerinde ise radyoaktif olarak işaretlenip anneye verilen pestisitin 5 saat sonra plasentadan fetüse geçtiği ve fetüsün göz, sinir sistemi ve karaciğerine yerleştiği gözlenmiştir.
.
Bazı pestisitler ise etkilerini doğrudan doğruya merkezi sinir sistemi üzerinde göstererek canlı yaşamını felç etmektedir.
.
SONUÇ..
1.yeşil devrim amacına ulaşmıştır .
.
Milyarca hasta insan ortaya çıkmıştır .
Bunlar müşteri olarak daha fazla ilaç ,daha fazla hastane olarak ölene kadar bu sektörlere kazanç sağlayacaklardır.

 

Sosyal Medyada Paylaşın:

Düşüncelerinizi bizimle paylaşırmısınız ?

  • ÇOK OKUNAN
  • YENİ
  • YORUM